|
Böylece her
namazda babamiz, Âdem’in adini yazar, maymundan geldigimizi iddia
edenleri fiilen reddetmis oluruz. Bunun için maymunculuk iddiasi bizde
tutunamaz.
Ikincisine
gelince:
Namazimiza
ilk basladigimizda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden
sayisiz nimetlerini düsünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda
minnet ve sükranla egiliriz. Ancak bu egilmeyi de kafi bulmayiz, sonra
kalkip basimizi yere koyar, basimizla da minnetimizi dile getirmis
oluruz.
Basimizi
sunun için yere koyariz. Bas bedenin tümünü de idare eden en yüce
varligimiz, en kiymetli organimizdir.
Bununla
demis oluruz ki:
– Ey
Rabbimiz, varligimizin en kiymetli kismi basimizdir. Iste huzurunda
basimizi dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve sükrümüzü en
kiymetli varligimizi yerlere koymakla ifade ediyoruz. Sayet basimizdan
daha kiymetli bir organimiz olsaydi onu da huzurunda iftiharla yerlere
serer, minnet ve sükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik.
Bu
açiklamalardan sonra rehber turistin cevabi söyle oldu:
– Tamam
tamam. Biraz daha anlatirsan grubumuza burada namaz kildiracaksin.
Bu sirada
turistin biri Çelebi’ye yaklasip sordu:
– Bundan
sonraki namaziniz saat kaçta olacak? Anlattiginiz manada bir namazi ben
de araniza karisip kilmak istiyorum. Bana çok uygun geldi bu anlayis
içinde ayakta durmak, egilmek, basi yerlere koyup Yaradan’a
minnettarligini ifade etmek. Bence de ibadet budur.
Ahmed Şahin
|