Şaban
DÖĞEN
Yeni Asya,
15.01.2004
Bediüzzaman
Hazretleri Hıristiyanlığın ya söneceğini, ya da hurafelerden arınıp
Tevhide
dönüşeceğini, İslâma terk-i silâh edeceğini söyler.
Kanaati
ikinci şıkkın gerçekleşeceği noktasındadır. Bunun gerçekleşmesi
yolunda,
Hıristiyanlığın geçmişten bugüne geçirdiği evreleri ise şöyle anlatır:
“Mükerreren
[tekrar tekrar] yırtıldı, purutluğa tâ geldi, purutlukta görmedi ona
salâh
verecek.
“Perde
yine yırtıldı, mutlak dalâle düştü. Bir kısmı lâkin yakınlaştı Tevhide;
onda
felâh görecek,
“Hazırlanır
şimdiden... Yırtılmaya başlıyor. Sönmezse safvet bulup İslâma mal
olacak.
“Bu
bir sırr-ı azîmdir, ona remz ve işaret: Fahr-i Resûl demişti: ‘İsa
Şer’im
[Şeriatim] ile amel edip ümmetimden olacak.’”1
Yine
Bediüzzaman der ki: “Âhirzamanda Hz. İsa’nın (a.s.) din-i hakîkisi
hükmedecek,
İslâmiyetle omuz omuza gelecek.”2
Kur’ân,
Asr-ı Saadette olduğu gibi, Ehl-i Kitabı yalnız Allah’a ibadet etme,
Ona ortak
koşmama gibi tek kelimede birleşmeye3 davet etmektedir. Bu âyet
asrımızda
eskiye göre büyük ölçüde tatbikat bulmaya başlamıştır. Cehalet ve körü
körüne
taklitçiliğin kırılıp yerini akıl, ilim, insaf ve hakperestliğe
bırakmaya
başladığı günümüzde, Hıristiyanlık dünyası da, en azından bir kısmı
artık
Kur’ân’ın bu emrine kulak verir olmuşlardır.
Resûlullah,
tâ Asr-ı Saadetten bu günleri görüp, “Âhirzamanda İsevîlerin hakîki
dindarları
ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı
dayanacaklarını”4 bildirmişti. Konuyla ilgili hadis-i şeriflerden biri
de
şöyledir:
“İstikbalde
Rum ile emniyeti temin eden bir sulh akdedeceksiniz ve birlikte ikinize
de muhalif
olan bir düşmana karşı savaşacaksınız.”5
İbni
Mâce’de yer alan bir hadiste ise, savaşlar başgösterdiğinde Arap
olmayanlardan
atları cins atların en kıymetlisi, silâhları silâhların en iyisi olan
bir
ordunun İslâmı teyid edeceği bildirilmektedir.6 Bu ordu, âhirzamanın
büyük
savaşları ânında, İslâma destek veren harp teknolojisi yüksek
Hıristiyan bir
devletin ordusu olamaz mı?
Nitekim
Bediüzzaman, İkinci Cihan Savaşı esnasında komünizmi temsil eden
Rusya’ya karşı
mücadele veren, “Allah’a istinad edip dinsizliği kaldıracağım,
İslâmiyeti ve
İslâmları himaye edeceğim” diyen Almanya ve Bolşeviklere gâlibâne ve
öldürücü
darbe vuran içerisindeki muharip gruptan sitayişle söz etmiş, Hz.
İsa’nın (as)
şahs-ı mânevîsinin bir nevî temsilcisi olduğunu zikretmiştir.7
Yarın
inşâallah konuya son noktayı koyalım.
Dipnotlar:
1.
Sözler, s. 723.
2.
Kastamonu Lâhikası, s. 111.
3.
Âl-i İmran Sûresi, 64.
4.
İhlâs Risâleleri, s. 24.
5.
Tac Tercümesi, H. 960; İbni Mâce, H. 4089.
6.
İbni Mâce, H. 4090.
7.
Kastamonu Lâhikası, 53-54.