Şaban
DÖĞEN
Yeni Asya,
14.01.2004
“Müslümanlar
ile Yahudîler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça Kıyamet kopmaz.
O
muharebede Müslümanlar, Yahudîleri tamamıyla kırıp öldürürler. Hattâ
(bu kırıp
öldürme o dereceye varır ki), bir Yahudî taş veya ağaç arkasına
saklansa, o taş
veya ağaç, ‘Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! Şu arkamdaki kişi bir
Yahudîdir.
Gel, onu öldür’ diyecek olmasın. Garkad ağacı [büyük bir ağaç]
müstesna. Çünkü
o Yahudî ağacı nevindendir.”1
Bu
hadis-i şerif Müslim’de yer alıyor. Bu ve buna benzer bir kısım
hadisler,
rivayete göre eski İsrail başbakanlarından Netanyahu’ya
hatırlatıldığında şu
cevabı verdiği belirtilir: “Ne siz o Müslümanlarsınız, ne de biz o
Yahudîleriz.”
Bu
cevapta bir hakikat payı var şüphesiz. Ama hergün hergün Filistinlilere
karşı
yapılan zulümler, Şaron’un yaptıklarını hazmedemeyen İsrailli üst düzey
asker
ve görevlilerin ya istifa ettikleri, ya buna zorlandıkları veya
görevlerine son
verildiği; Avrupa kamuoyunda yapılan anketlerde bile Şaron’un dünya
barışını
bozduğu kanaatinin ağırlık kazandığı düşünülürse, bugün İsrail’in dünya
barışı
için ne kadar büyük bir tehlike olduğu açıkça görülebilir.
Yahudîler
barış için çırpındıkları sürece ne Filistinliler, ne de dünya buna
karşı çıkar.
Ama insanların da bir tahammül gücü vardır. Yahudîler bütün bütün
şirazeden
çıktıkları, tahammül edilmez hâle geldiklerinde Hz. İsa’nın (as)
temsilcisi
olan Hıristiyan dünyasını da ayağa kaldırmaktan kurtulamayacaklardır.
Konuyla
ilgili hadis-i şeriflerden biri de şöyle:
“Deccal,
beraberinde yetmiş bin Yahudî olduğu halde, gelecek. Hepsi de süslü
kılınç
kuşanmış, yeşil şallı olacaklardır. Deccal, İsa Aleyhisselâma bakınca,
tuzun
suda eridiği gibi eriyecek ve kaçmaya başlayacaktır. İsa Aleyhisselâm
da ona,
‘Sana öyle bir darbem olacak ki, sen bundan kurtulamayacaksın’ diyecek
ve
Lüdd’ün doğu kapısı yanında yetişip onu öldürecektir. Allah, Yahudîleri
de
hezimete uğratacaktır. Artık Allah’ın yarattığı yaratıklardan,
arkasında bir
Yahudînin saklanıp da Allah’ın konuşturmayacağı hiçbirşey
kalmayacaktır. ‘Ey
Allah’ın Müslüman kulu! Gel, onu öldür’ demeyen ne bir taş, ne bir
ağaç, ne bir
duvar, ne de bir hayvan kalacaktır. Yalnız, ‘Garkad’ denilen ağaç
müstesna. Bu,
onların ağaçlarındandır. Konuşmayacaktır.”2
Bu
ve benzeri hadis-i şerifler öncelikle dünyanın başına büyük bir gaile
açan
komünizmin devrilmesiyle tecellî etmişlerdir. Dinsizliği rejim hâline
getiren
komünizmin darbe yemesi demek, tarih boyunca yeryüzünü fesada veren;
bozgunculuk
ve karıştırıcılığıyla tanınan ve çağımızda da komünizmi dünyanın başına
musallat eden Yahudîlerin darbe yemesi demek değil midir?
Kur’ân’da
belirtildiği gibi, yaptıkları şer ve tahribat sebebiyle Allah’ın
gazabına
müstehak olan, zillet ve meskenat damgası yiyen bu milletin çağımızdaki
fesadları geçmiş çağlardakileri topyekûn kusacak boyutta olduğu için,
İlâhî
cezaya da—sanıyoruz—o ölçüde müstehak hâle gelmişlerdir. Komünizmin
iflâsıyla
unutamayacakları bir darbe yiyen Yahudîlerin, müstehak oldukları diğer
cezaları
ne zaman ve nasıl çekeceklerini zaman gösterecek.
Dipnotlar:
1-
Müslim, Kitabü’l-Fiten: 82.
2-
İbni Mace, Fiten: 33.