Şaban
DÖĞEN
Yeni Asya,
12.01.2004
Bediüzzaman
Hazretleri 1911’de Şam Emevî Camiinde İslâm dünyasının hastalık ve
ilâçlarını
sunarken istikballe ilgili sık sık müjdelere de yer verir. Özetle bu,
İstikbalde dinin, yani İslâmın hükmedeceği hakikatidir. O, akıl, ilim
ve fennin
hükmettiği istikbalde aklî hükümlere dayanan ve bütün meselelerini akla
tasdik
ettiren Kur’ân’ın hükmedeceğini söyler.1
Çok
güçlü delillere dayanan bu hakikata, aslında düşünen, geniş ufuklu,
sosyolojik
tahliller yapabilen her ilim adamı da varabiliyor. Nitekim 1955’te
vefat eden
Einsten dünyadaki olayların gelişme seyrine bakıp “İstikbalin dini
İslâmdır”2 diyebilmişti.
Fransız düşünürü Andre Malraux da, “20. yüzyıl madde ve inançsızlık
asrıydı.
21. yüzyıl da din ve maneviyat asrı olacaktır”3 derken aynı gerçeğe
parmak
basıyor.
O
halde yüzyılın başından itibaren her gelişen hadise görünüşte İslâmın
aleyhine bile
olsa sonuçta İslâmın kazanç hanesine geçecek; araştırıcı ruhların,
müştak
gönüllerin onu bulmalarına sebep olacak, İslâmiyetin kafa ve
gönüllerdeki
hakimiyetini pekiştirecektir.
Gerçek
bu olunca akıl, ilim ve fennin ağırlık kazandığı günümüzde Hz. İsa’nın
önemli
icraatlarını gerçekleştirmesini akıldan uzak görmek, “nass”larla
gelişen
hadiseler arasındaki bağı iyi kuramamak olur. İmtihan sırrı da herşeyin
ayan
beyan açık olmamasını gerektirmiyor mu?
Hz.
İsa, mecrasından çıkarılmış Hıristiyanlığı asliyetine döndüreceği,
Tevhide
dayandıracağı ve İslâma tâbi olacağına göre, onun en büyük
mücadelesinin
dinsizliğin kökünü kurutmak, fikriyâtını yok etmek, bu konuda ciddi
mücadeleler
veren Hz. Mehdi’ye destek vermek olacağı da açıktır. Açıkça onun bütün
icraatı
İslâm hanesine geçecektir.
Bazı
müfessirler, Nisa Sûresinde yer alan, “Kitap ehlinden hiçbir kimse
yoktur ki,
ölümünden önce İsa’nın hak peygamber olduğuna îman etmesin”4 âyetine
dayanarak
Ehli Kitabın, Hz. İsa’ya inanacaklarını belirtirler. Aliyyü’lKarî, bu
âyeti
izah ederken, Hz. İsa yeryüzüne indiğinde bütün dünyanın tek bir İslâm
milleti
haline geleceğini5 belirtir. Mehmet Vehbi Efendi de Hz. İsa’nın Deccal
çıktığı
zaman gökyüzünden inip Deccalı öldüreceğini, sonra da bütün milletlerin
Hz.
İsa’ya îman edip dünyanın ehli İslâm olacağını kaydeder.6
Âhirzamanda
maddecilik ve tabiatçılığın kuvvet bulup yaygınlaştığı, Allah’ı inkâr
edecek
dereceye geldiği ve Deccal, bizzat bu komitenin başına geçtiği bir
zamanda Hz.
İsa vazifeye başlar. Allah’ı ve dini inkâr eden bu grubun kuvvetli
göründüğü
bir anda Hz. İsa’nın mânevî şahsiyetinden ibaret olan hakikî
Hıristiyanlık
dini, ortaya çıkan bu dinsizliğe karşı mücadele verir. Hz. Mehdî ile
birleşerek
Deccalı öldürürler. Yani hurafelerden arınmış Hıristiyanlıkla İslâm
ittifak
ederek Deccalın fikri küfrîsini öldürürler. Kısaca bir tesbitine yer
verdiğimiz
Bediüzzaman Hazretlerinin de konuyla ilgili ilginç yorumları
bulunmaktadır.
Bunun üzerinde de yarın duralım.
Dipnotlar:
1.
Hutbei Şamiye, s. 33.
2.
Çağımızda Bir Asrı Saadet Müslümanı, s. 146.
3.
Gençliğin Arayışları, s. 22.
4.
Nisa Sûresi, 61.
5.
elFıkhu’lEkber Aliyyü’lKarî Şerhi Terc., s. 284.
6. Mehmet Vehbi, Hülasatü’lBeyan, 34: 1109.