| Her Uygarlığın Bir Eceli Vardır | |||
|
|
|||
|
Kimisi üç sıfırda yanıldı.
Kimisi iki sıfırda. Kimisi tek sıfırda.
Ama hiç yanılmayanı olmadı. Allah’ın yasası galip geldi, bu yasaya
karşı
efelenenlerin tümü mağlup oldu.
Avrupa’sıyla ve ABD'siyle,
Bati Uygarlığı da bu yasanın dışında değil.
Batı Uygarlığı, yeryüzünde
kurulmuş ne ilk uygarlıktır ne de son uygarlık
olacaktir. Bir gün gelecek Bati da batacaktır. Onun da eceli gelecek ve
Kur'an’ın
dile getirdiği yasa onun da defterini dürecektir:
"Her toplumsal yapının bir eceli vardır.
Eceli geldiğinde ne
bir an geri kalır, ne de (onu atlatarak) ileri gider." (7.34)
Ayetin bu son ibaresi
Kur'an'da ecel hakkında yer alan en kesin ve
keskin ifadedir. Üç yerde geçer. İlginçtir ki; üçünde de "kişi ecelinden"
değil, "uygarlık-toplum-devlet-ideoloji
(=ümmet) ecelinden" söz
eder.
Kur'an yalnızca,uygarlıkların bir eceli olduğundan söz etmez. Ayni zamanda bu ecelin ne zaman geleceğinden, onun işaretlerinden de söz eder. Biz bu işaretleri okuyarak bir uygarlığın ecelinin yakın olup olmadığını anlarız.
Bu işaretlerden birincisi zulümdür: Kendine, insana ve
eşyaya .....
İkincisi, servetle şımarmış varsılların (mütref}
ahlaksızlığı, yani
fisku fücurudur.
Üçüncüsü, sorumsuzluktur; insanın kendisine, Allah'a, insana ve eşyaya karsı sorumsuzluğudur.
Bunlar ve daha sayabileceğimiz her kötülük, döner dolaşır, sonunda gelip insanı vurur.
Beyaz, siyah, sarı dinlemez. Türk, Kürt, Arap, İngiliz
dinlemez. Müslim,
gayrimüslim dinlemez. Zengin, yoksul, alim, cahil dinlemez.
İnsanın içini boşaltır. İnsanı insan eden taraflarını yıkar. İnsanı dik sürüngen haline getirir. İnsani "değerinden” eder, "fiyat" koyar ve pazarlar.
İnsanının içi boşalmış uygarlıklar, hala ayakta duruşlarını "kurumlarına" borçlu olurlar. İçteki onca kokuşmaya rağmen her şey dışardan muhteşem görünür.
Tüm sermaye vitrine yatırılmıştır. Ve vitrinlerle, sadece çocuklar ve akli çocuk kalmışlar avunur.
Akıllı
olanlar, ağaçların gövde çapına değil, gövde
ve köklerinin çürüyüp çürümediğine bakarlar.
Kökleri çürümüş ağaçlar ne kadar kalın olurlarsa
olsunlar, onları
yıkacak bir fırtına mutlaka bulunur.
Bir sosyal
yapı, insanı insan eden değerleri
üretemiyorsa, insanı, insanını tüketiyor demektir. İnsanını tüketen bir
yapı, o
yapıdan
beslenen hormonlu
belemeler koro halinde “sonsuza dek
yaşayacak” şarkısını dillendirse de,
tükenir.
Arif Çevikel
Vakit Gazetesi, 23 Temmuz 2006