Şeytan,
cin denen varlık grubuna mensup idi. Yüce
Allah'ın
Adem'e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahi rahmetten
kovulan
ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden
gizli
bir varlıktır.
Hz.Adem'e (a.s) karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilahi rahmetten ebediyen kovuluşu "İblis" adını almasına sebep oldu. O'nun küfrü inkar şeklinde olmayıp, emri yerine getirmeyi kabul etmeme ve itiraz şeklindedir.
Lanetlenmesi ve Cennetten KovulmasıBu anlayış, Şeytan'a Allah huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lanetini haketme dışında hiçbirşey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü.
Şeytanın
bu
itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkara götüren bir
isyana
dönüştü. Çünkü o, neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük
anlayışına
sahipti.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
Allah, “Şimdi in
aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen
çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. (Araf, 13)
Yücelik
sıfatları kendisine ait olan Yüce Allah, bu emirle onu
bulunduğu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine karşılık küçüklüğe
ve hakarete mahkum etti. Aslının ateş olmasına güvenerek, hayırlılık ve
fazileti kendisinde aslından intikal eden bir miras, elinden alınmaz
bir kişisel özellik gibi varsayarak bu imtihan zamanına kadar bulunduğu
o mutluluk makamından düşmeyeceğini zanneden ve bu zannıyla:
Yaratıcı'nın emrini eleştirmeğe kalkışan İblis'e bu ilâhî emir, eşyanın
bütün özelliklerinin sadece bir Allah vergisi olduğunu, bu şekilde bir
defada fiilen anlatıverdi. (1)
Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen
kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
(Hicr,34-35)
Cennet'ten Niçin kovuldu?
Mühlet Verilişi
Tamamen yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Hedef insandı. Çünkü insan yüzünden ilahi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Amacına ulaşabilmek için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi.
Şeytan, "-
İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver" (Araf,
14) diye Allah'a yalvardı. İnsanların tekrar dirileceği
günden
maksat
ise sur'a ikinci üfürülüş zamanıdır. Bu şekilde yalvarmakla, tekrar
dirilmeden
sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden
kurtulacağını
sanıyordu.
Hiçbir yaratığın herhangi bir dilek ve duasını toptan
reddetmek, şânından olmayan yüce Allah, huzurundan kovduğu İblis'in
bile ricasını mutlak suretle reddetmiyerek: Allah da, “Sen süre verilenlerdensin”
dedi. (Araf,
15) Belirli
bir zamandan maksat ise, sur'a birinci üfleniş zamanıdır. Bununla o,
zillet
ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de
bu
oldu.
Şeytan, hatasını
anlayıp tevbe ederek suçunu affettirme yoluna gitmedi Bilakis daha da
azgınlaştı.
Kendisine, kıyamete kadar meşgul olabileceği bir hedef seçti. Bu
insandı.
Gönlündeki intikam duygularını cüretkar bir eda ile Yüce Allah'a
şöyle açıkladı:
<>"İblis, “Rabbim! Beni azdırmana
karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim,
içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini
azdıracağım” dedi. " (Hicr,
39-40)
O bilinen vakte
kadar mühlet müsadesini alan İblis Ya Rabbi! dedi, beni azdırmana
karşılık
yemin ederim ki veya azgınlığıma hükmetmen sebebi ile; yani Allah
katından
kovulmuş, iyilik ve rahmetten uzaklaştırılmış bir melûn, böyle bir
mühlet
müsaadesini elde edince şımarır da onu azgınlığa bir teşvik vasıtası
olarak
kabul eder. Böyle şımartman hakkı için veya çamurdan yaratılanı
küçümseyip
secdeetmediğimden dolayı benim azgın âsi olduğuma hükmetmenden dolayı
mutlaka
ben, yeryüzünde onlara süsleme yapacağım.
Yani maddelerini bahane ederek o kuru çamuru, o kokar balçığı, onlar
için
süsleyip insanlığın esas yükselmesine vesile olan ruhtan daha hoş, daha
süslenmiş, daha kıymetli göstereceğim. Ve mutlaka hepsini azdıracağım.
Havva'nın Yaratılışından Sonra
Hz.Adem Adn
Cenneti'nde ikamet eiyordu. Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de
yaratıldı.
Eşinin adı Havva idi. Bu arada şetan öç almayı planlıyordu. Bunun
üzerine
Adem ve eşini Allah şöyle uyardı:
"Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz
de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın,
yoksa
zalimlerden olursunuz." (Bakara 35)
Aslında Adem'e ve eşine yaklaşılmaması tavsiye edilen ağaç bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise , yasak bir fiilin işlenmesi, sorumluluk sahsına çıkılması ve Allah'ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi demekti.
Adem ve eşi,
melek olma veya Cennet'te ebedi kalma ihtimallerini duyunca,
şeytanın kendilerine düşman olduğunu unuttular. Allah
Adem'e
görevini hatırlatarak:
"... Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi
ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?" (Araf
22)
Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, derhal tevbe ettiler.
" Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!" (Araf 23)
Allah'da
tevbelerini kabul etti. Fakat cennet de daha fazla kalmalarına
müsaade etmedi ve şu emri verdi:
"Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde
bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız,
orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız!" (Araf
24-25)
Şeytana
Karşı Uyarı
Şeytanla
Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana
karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle
buyurdu:
İblis de
cinden olduğundan, o şeytan ve
onun hemcinsleri nesil
ve insan askerleri gözünden gizlenebilen cin toplulluğundandırlar.
Hafiye
ve casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Tefsirciler
demişlerdir
ki, bundan insanın şeytanı hiç görmeyeceği sanılmamalıdır. Görülmeyecek
yönden görebilmek hiç bir şekilde görülememeyi gerektirmez. Gerçekte
bir
insan bile diğer insanı göremiyeceği yönden görebilir, şeytan da insanı
böyle görmediği tarafından aldatır ve hatta bazan
görünür de şeytan olduğunu sezdirmez, şeytan olduğunu gizlemiyerek
göründüğü
de olur. "Şeytan sizi belaya
uğratmasın." yasaklaması da
gösterir
ki, bir insan için şeytanın fitnesinden geri durmak ve çekinmek
mümkündür."Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister." (Bakara - 168-169)
"Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere
taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar. Allah o
şeytana
lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay
alacağım,
onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve
onlara
emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim
de
Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi.Kim Allah'ı bırakıp da
şeytanı
dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan
onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara
vaadi,
aldatmadan başka bir şey değildir. Bunların varacakları yer
cehennemdir.
Ondan kurtulmak için çare bulamazlar." (Bakara
117-121)
Biriz
Biz