Kur'anî ifadeyle: "
Onlar mağaralarında
dokuz fazlasıyla üç yüz yıl
kaldılar. " (
el-Kehf,18/25).
Burada üçyüzdokuz yıl müddetle uykuya
dalan bu gençler, Allah'ın lûtfu ve mûcizesiyle bu müddet içinde
vücudları çürümesin diye sağa sola çevrilip yaşatılmışlardır. Bu
müddetin sonunda bir gün ikindi vakti sıralarında uyanıverdiler.
Uyandıklarında kendilerini sanki bir gün kadar uyumuş hissettiler.
Onların şehirden çıkıp gitmelerinden sonra olay unutulmuş ve üzerinden
bir çok hâdiseler gelip geçmişti. Uyandıklarında kendilerini aç
hisseden bu gençler aralarından bir arkadaşlarını yiyecek alması için
ellerindeki para ile şehre gönderirler. Yemliha adındaki bu genç, şehre
yaklaştıkça şaşırır. Yollar ve şehrin etrafı bir hayli değişmiştir. O
dönemlerde hristiyanlara büyük eziyetler çektiren Decius (Dakyanos)
devri üzerinden çok zaman geçmiştir. Şehre gelen Yemliha ekmek almak
isterken, elindeki parayı gören fırıncı bu gencin elbiselerinden
şüphelenir ve elindeki paraya bakıp define bulduğunu zannederek onu
ilgililere şikâyet eder. Üçyüz küsür yıl öncesinin parasıyla gayet
tabii bir şekilde alış-veriş yapmak isteyen bu adamın hâli tuhaf
görülünce, hükümdarın huzuruna götürülür. O dönemde büyük bir ihtimalle
Theodaius hüküm sürmekteydi. Yemliha kendi bildiklerine göre bir gün
önce başlarına gelen olayı anlatır. Fakat o dönemde putperestliğin
yerini Hristiyanlık almış, öldükten sonraki dirilmeye iman eden bir
toplum ortaya çıkmıştı. Yemliha'nın anlattıkları, kendilerine enteresan
gelen şehir halkı, hükümdarlarıyla birlikte mağaranın bulunduğu yere,
diğer gençlerin yanına giderler. Mağaraya vardıklarında Yemliha ve
arkadaşları yanlarındaki köpekle birlikte birden ortadan kaybolurlar.
Mağaranın kapısı önünde bir mabed yaptıran hükümdar bu mağarayı kutsal
bir yer olarak ilan eder. Bu olay üzerine ahiret inancı gittikçe kuvvet
kazanır. Bir çok insan kıyamete, öldükten sonra dirilmeye iman etmeğe
başlamıştır.
Bunların kesin olarak kaç kişi oldukları hususu ihtilaflıdır.
Kaynaklarda bunların isimlerinin şöyle yazıldığını görüyoruz:
Yemliha, Mekselina, Meslina, Mernuş,
Debernuş, Sazenuş ve Kefetatayyuş.
Köpeklerinin de Kıtmir adını taşıdığı ifade edilir. Olayın Tarsus
civarında meydana geldiği inanılıyorsa da; Elbistan'da, Maraş'ta hatta
Doğu Türkistan'ın Urumci bölgesinde meydana geldiğine dair rivayetler
vardır. Hristiyanlar ise bu olayın Ayasuluk kilisesinde vuku bulduğuna
inanırlar.
Bu olayın nerede meydana geldiği önemli
değildir. Önemli olan bu Kur'anî kıssanın ahiret inancını
kuvvetlendirmesi ve insanları buna davetidir.