| |
-
Madeni paralarla kağıt paraların
zekatı: Tedavüle
konan paralar aynen altın ve gümüş gibi zekata tabidirler. Çünkü
ihtiyacı
karşılarlar, bunlarla mal satın alınır. Ticarette kullanılmayıp, kasada
biriktirilseler dahi, zekatlarını vermek gerekir. Bunlar aslen ticaret
ve alışveriş için tedavüle konmuşlardır. Kıymetleri, altın veya gümüş
nisabına
ulaşınca zekatlar yine kırkta bir oranında vermek gerekir.
-
Altın ve Gümüşün Zekatı: Altının
nisabı,
96 gram ağırlığındadır. Gümüşün nisabı ise, 640 gramdır. Bu
miktarlardan
az olan altın ve gümüşün zekatı yoktur. Altın ve gümüşün külçesi, süs
eşyaları
ve bunlardan yapılmış kapkaçak hep zekata tabidir. Nisab miktarına
ulaşan
altın ve gümüş üzerinden bir yıl geçicince bunların kırkta biri ağırlık
olarak veya kıymet olarak zekat verilir. Altın ve gümüşün karışım
hallerinde
ekseriyete bakılır. Eğer karışımın çoğu altın ise, o madde altındır.
Altına
karışan madde altından daha çok ise bu altın hükmünde olmaz, ticaret
malı
itibar edilerek kıymetlendirilir. Gümüş de böyledir.
-
Altın veya gümüşün zekatının kağıt para ile ödenmesi Hanefi
mezhebine
göre caizdir. Ancak, Şafii mezhebinde bulunan bir kimse, bu fetva
ile
hareket edemez. O, altının zekatını altınla ödemek zorundadır.
-
Kendilerine zekat düşen yakınlara (akrabaya) zekat vermek,
yabancı fakirlere
vermekten daha faziletlidir. Fazilet sırası şöyledir: Erkek
kardeşler,
kız kardeşler ve bunların çocukları, amca ve halalarla çocukları,
dayılar,
teyzeler ve bunların çocukları ve bunlardan sonra da diğer akraba gelir.
Kaynaklar:
1. Günümüz Meselelerine Açıklamalı
Fetvalar, Mehmed Emre
2. İslam İlmihali, A.Fikri Yavuz
|
|